Enteresan Haber – Enteresan Haber.Com

HABER » KÖŞE YAZILARI » Zamazam!.. » Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2021 17:07
Zamazam!..

Zamazam!..

Zor günler yaşıyoruz. Bir yandan can korkusu, öte yandan geçim derdi. Gözümüz bir yandan o turkuaz tabloda, diğer yandan da zam haberlerinde.

Ama önce yaşamak gerek. Yaşamak için de beslenmek gerek. Oysa pandeminin önüne kattığı gıda fiyatları, enflasyonu, işsizliği şahlandırmış, vatandaş pazarda, markette, çürük sebze, meyvenin, askıdaki ekmeğin peşine düşmüş. İşte tam bu ortamda geldi onbir ayın sultanı Ramazan…

Ramazan, tüm Müslümanlar için hem yardımlaşma hem de bereket ayıdır. Ancak bazı spekülatörler için ise aynı zamanda talebin arttığı ve fırsatların katlandığı bir “zam” dönemini çağrıştırır. Ve onlar için; “Komşusu açken tok yatmak” hiç de önemli değildir.

Fiyatlara 8 günlük Ramazan Dopingi(!)

Bakınız, 2007 yılından bu yana “Ramazan fırsatçılığına izin verilmemesi için çalışmalar yaptıklarını” belirten Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar; 30 Mart – 7 Nisan tarihleri arasında geçen 8 günlük süreçte, tarla ve market arasında izledikleri fahiş fiyat farkları hakkında yaptığı açıklamada ne diyor:

“Ramazan öncesi üretici ve market arasındaki en fazla fiyat farkı yüzde 696,59 ile patateste yaşanmıştır. Bu fiyat farkı kuru soğanda yüzde 530,36, maydanozda yüzde 273,33, lahanada yüzde 260,44 ıspanakta yüzde 242,67,marulda yüzde 241,14 olmuştur.

Marketlerde patates 8 kat, kuru soğan 6,3 kat, maydanoz 3,7 kat, lahana 3,6 kat, ıspanak 3,4 kata satılmaktadır.
Üreticide 22 kuruş olan patates 1 lira 75 kuruşa, 28 kuruş olan kuru soğan 1 lira 77 kuruşa, 50 kuruş olan maydanoz 1 lira 87 kuruşa, 75 kuruş olan lahana 2 lira 70 kuruşa, 1 lira 50 kuruş olan ıspanak 5 lira 14 kuruşa,1 lira 54 kuruş olan marul 5 lira 25 kuruşa satılmaktadır…”

Orta halli bir tüketici için pastırma, sucuk, hurma, bal, kaymak vb. iftariyeliklerin fiyatlarına ulaşabilmek zaten söz konusu bile değil. Diğer gıdalara baktığımızda ise Ramazan öncesi haftada gıda ürünlerindeki yüzde 10’a varan zamları hissetmemek olanaksız.

Yani bir yanda pandeminin yarattığı zamlar ve ek olarak Ramazan fırsatçıların spekülatif zamlarıyla yaşanan “Zamazam” dönemini idrak ediyoruz… Ramazan kolilerin içerisine tıkıştırılan, kullanım ömrü sona ermek üzere olan sağlıksız, kalitesiz ürünler ise cabası!

PİDE

Ancak Ramazanda halk için en önemlisi en temel gıdası pide! Ve geçtiğimiz günlerde “ana teması zam olan” geleneksel “Ekmek Oyunları” bu kez de pide üzerinden sahneye konuldu. Pide fiyatları Türkiye çapında kilogram bazında 11-12 TL civarında gerçekleşti… Geçen yıla göre Ankara’da yüzde 21 artan 275 gram pidenin fiyatı 3 lira, İzmir’de yüzde 20 artan 250 gram pide 3 lira, İstanbul’da ise yüzde 27,7 artan 365 gram pidenin fiyatı ise 4 lira oldu.

Oysa TÜİK verileri, enflasyonun mart 2021’de yıllık bazda yüzde 16,19 olarak gerçekleştiğini gösteriyordu… Ancak mazeret hazır. Neymiş efendim; “Pide özel işçilik istermiş, susam, buğday, maya pahallanmış” mış da mış…mış (?)…

Halep ordaysa arşın da burada: İstanbul’da Ramazan’da fırınlarda satılacak 365 gramlık sade pidenin fiyatı 4 TL olarak belirlenirken İBB’ye bağlı Halk Ekmek aynı gramajdaki pide 1.5 TL’ye satışa ise! Yani fırıncının pidesi belediyenin pidesinin üç katına yakınsa!

Türkiye çapında kilosu 7,5 lira olan ekmeğin kilosu pide olunca 11-12 lira oluyor ve pidenin fiyatı ekmek fiyatının yarısından fazla artıyorsa! Ve içerisinde yüzde 30’ civarında nem bulunan pide yerine, en kaliteli buğdaydan, bol yumurta ile üretilip, fırınlanan makarnanın kilosunun pide fiyatının yarısı;

Lüks petibör bisküvinin kilosu ise pide fiyatının üçte ikisi olursa?! Doğrusu ya bu pide tarifelerinin perdesini indirmek için bilirkişi olmaya da gerek yok.

VERİMSİZLİĞİN FATURASI VATANDAŞA

Hadi yeri gelmişken bu konu üzerinde biraz daha duralım. Ülkemizde neredeyse her mahalleye bir fırın düşmektedir. Bir oda başkanı ekmek (pide) ni “Fırınların yüzde 30 kapasite ile çalışması, 250 fırın olması gerekirken bu rakamın 500 olması. Bu da pastanın bölünmesine ve fiyatın artmasına neden oluyor” şeklinde açıklıyor.

Yani anlayacağınız ihtiyaçtan fazla fırın var. O zaman da örneğin 100 ekmek üretebilecek bir fırında 30 ekmek çıkarılabiliyor. Oysa, aynı işçi, aynı kira, aynı vb. işletme giderleri ile aslında aynı fırında 100 ekmek çıkarabilirsiniz. İşte bu verimsizliğin faturası tüketiciye kesiliyor!..

Artık fırıncı örgütleri her bahanede bu başı boş bıraktıkları verimsizliklerinin faturasını zam olarak tüketiciye kesmeyi bırakmalıdır…Esnaf odaları, Ticaret ve Sanayi odaları ve bunların üst kuruluşları, Tıpkı Halk Ekmek Fabrikaları örneğinde olduğu gibi modern entegre tesislerin önderliğini yapmalıdır…

Kooperatifler aracılığıyla mensuplarını bir araya getirmeli, her mahalleye kara düzen bir fırın kurulması yerine etkin dağıtım ağları ve satış noktalarının kurulması için yetkililerle gereken planlama, eşgüdüm ve işbirliğini sağlamalıdır. Kısaca, artık bu örgütler her fırsatta faturayı vatandaşa dayatmak yerine, sürdürülebilir çözümler için taşın altına elini koymalıdır.

Sevgili Okuyucular; Bu spekülatif “zamazam” dönemini, Ramazan’ın simgesi, halkın olmazsa olmaz iftariyeliği ve hem de temel gıda maddesi olan pide üzerinden noktalayalım. Toprak Mahsulleri Ofisi’ne göre; Türkiye’de kişi başına 319 gr. ekmek tüketiliyor. Yani dört kişilik bir çekirdek ailenin günlük tüketimi 1,276 gram. Örneğin;

Buna göre Ramazanda, 2.825 TL asgari ücret alan bir işçi, Başkent Ankara’ da günde 4 pide alsa, 12 liradan maaşının en az 360 lirası olan yüzde 12,7’sini; Ortalama 2,500 TL emekli aylığı alan emekli maaşının en az yüzde 14,5’ini;
1500 TL işsizlik ücretli alan pandemi mahkumu ise yaklaşık aldığı ücretin en az dörtte birini pideye mi verecek?
Peki ya işsizler, sosyal yardımla geçinenler?..
El insaf!!

Ferda HEKİMCİ

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,