Enteresan Haber – Enteresan Haber.Com

HABER » KÖŞE YAZILARI » Yanlışlık düzeltilirse Kur’an-ı Kerim’i herkes ezberleyebilir » Güncelleme Tarihi: 02 Ağustos 2020 21:57
Yanlışlık düzeltilirse Kur’an-ı Kerim’i herkes ezberleyebilir

Yanlışlık düzeltilirse Kur’an-ı Kerim’i herkes ezberleyebilir

Bu yazının temeli; Kur’an ayetlerinin ilk indiriliş sesi ve efendimiz Hz Muhammed’in ilk okuduğu ses haline nasıl getirilebileceği hakkındadır. Eğer bu yapılırsa , şimdiki teknoloji sayesinde çok kısa zamanda tüm dünya Kur’an’ı ezberleme imkanına kavuşur. Fakat bu konunun açığa çıkarılması halk arasında ikiye bölünmeye sebep olabilir. Gerekli çalışma yapılıp ilk hale getirilirse ve bunu ilk defa halka okuyan kişi (!!!) ya MEHDİ yada DECCAL ilan edilebilir.

Kur’an kelime kökü “okutan, okutturan” dır. ilk gelen ayet ” ıkra” kelimesindeki ” k,r,e” harfleri hem “Kur’an” hem de “ıkra” kelimesinin köküdür. 114 sure okuyarak, okutularak yayılması esas alınmıştır.
Bu çalışma esnasında daha bir çok yeniliklerin bulunması da mümkün. En büyük ihtimali olan ise, Kur’an içerisinde gizlenmiş yeni ayetlerin ortaya çıkmasıdır ve bu olay mümkündür. Aşağıdaki yazı bu konunun olabilirliği hakkındadır.

Kur ‘an , Allah kelamıdır (sözü). Bu konuda herkes mutabıktır. Ayetlerde kesin olarak belirtilen “ gaybı Allah bilir” esasını düşünürsek ve Kur’an Allah kelamıdır dersek; geçmiş, şu an ve gelecek Kur ‘an içinde mevcut olması gerekir. Geçmiş ile ilgili bazı konular net bir şekilde anlatılmakta ayrıca efendimiz hz. Muhammed zamanından da bazı olaylar kabaca da olsa detaylandırılmış ve gelecek ile ilgili tasvirlerde bulunulmuştur. Kur‘an galübeladan kıyamete kadar olan her şeyi içerdiğine göre ve anlaşılması için bazı kıssaslar detaylı anlatıldığına göre geçmiş ve o an detaylı anlatıldıysa gelecekte detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.

Gerekli çalışmalar yapıldığında bulunduğumuz zaman ve gelecek zamanı detaylı olarak öğrenmemiz mümkündür . Kur’an, belirli bir sayı dizimi ile şifrelenmiş ve eski zamanlarda yaşayan alimler bu şifreyi araştırmıştır. Ebced hesabını oluşturmuşlar ve bazı sistemleri çözmeye çalışmışlardır. Yaptığım küçük çalışmalar sayesinde bazı anlatımlara ulaştım.

Yasin suresinin içerisine gizlenmiş “ Biz sizleri saflaştırıp yeryüzüne gönderdik. Eğer verdiğiniz sözde durmazsanız ( güneşten daha yakıcı ) size bir ateş yollayacağız. ( ısrar ederseniz) vücudunuza hastalık vereceğiz( kurtlu bir hastalık) “ cümlesini buldum. Bu cümle detaylı şifrelenmemiş, her Yasin okuyan ve dinleyen herkes duymaktadır. Kur’an içerisinde aynı harfler üzerinde 3 (üç) çeşit şifreleme yapılmıştır.

1. Şifreleme basit, 2. Şifreleme karmaşık, 3. Şifreleme zor olan. 1. Şifreleme, dünya ve üzerinde yaşayan tüm canlı-cansız için, dünyada olan geçmiş, şu an ve gelecekte fiili sistemlerle alakalı , 2. Şifreleme, tüm bu kainatta yaşayan canlı-cansız olan her şeyin fiili sistemleriyle alakalı, 3. Şifreleme, bu iki sistemin üzerinde olan ve kendi tabirim ile melekler boyutuna ait ve üst boyuttaki şeylerin fiili sistemleridir.

638 sayfa Kur’an, bu bahsettiğim üç sistemi ÖZET olarak vermiştir. 1. Şifreleme için örnek oluşturmak gerekirse , hz Musa’nın Hızır aleyhisselam ile gezmesi, Kureyş süresi gibi.
2.Şifreleme için örnek verirsek , Tarık süresi ile Bakara süresinde geçen “ sizin bin yılınız bizim bir günümüzdür.” cümlesi. 3.Şifreleme için verilecek anlaşılabilir örnek ise, Kehf süresi ilk 20 ayeti ve Alak süresidir. 1.Şifreleme çözüldüğü takdirde şu an anlamsız gelecek fakat teknoloji ve bilim ilerlediği zaman anlam kazanacak şeyleri öğrenebiliriz.

Mesela, ayette geçen “ Biz size damla şeklindeyken ruh üfledik” cümlesini, ultrason cihazı bulunduktan sonra ana rahminde ceninin damla şeklinde olduğunu ve 4 hafta sonra kalp atmaya başladığını öğrendik. Asıl bize ihtiyaç olan 2. Şifreleme şeklidir. Bu sayede hızlı bir şekilde teknolojimiz gelişir ve evren hakkında daha büyük bir bilgi sahibi oluruz, bilim üst boyutlara tırmanır. 3. Şifreleme ancak ve ancak bu iki şifreleme çözüldüğü takdirde çözüme ulaşabiliriz. 1. ve 2. şifreleme işlemleriyle ilgili bir kaç çalışma yaptım ve bazı varsayımlara ulaştım.

İlk gelen ayet “İKRA” dır ve elif harfiyle başlamaktadır. Daha sonra 114 sure sıraya sokulmuş ve Fatiha suresi başa getirilmiştir. Fatiha suresi de elif harfiyle başlamaktadır. Bazı sureler hurufu mukarra harfleriyle başlamasının nedeni bu sayı düzeninde oluşan diğer kelimeleri tamamlamak içindir. Sayısal değeri oluşturduğumuz da ilk harfler hep “elif” harfi olmaktadır. Fakat bazı harflerde ŞEDDE eksiği ve fazlalığı bulunduğu için sayısal ritimde bozunum olmaktadır. (Çünkü Basralı Yusuf, harekeleri ekletirken nokta şeklinde yaptırmış ve bazı harflerde ŞEDDE olmaması bundan kaynaklanmıştır. Hareke sistemi oluşturulurken, alimlerin okunuşu ikilemek yerine uzatma olarak yapmalarından kaynaklanmaktadır. )

Ayrıca; Kur’an içerisinde iki grup kelime yapısı vardır. 1. olan , arapça kelimler.2. olan ise sadece kur’an içerisinde bulunan ve insanların meal edemeyeceği kelimelerdir. Çoğunluk arapça olmasına rağmen, yazanlar arapça olmayan fakat benzerlik taşıyan kelimeleri- olsa olsa budur- mantığıyla değiştirerek yazmışlardır.

Hatta, bir kaç yerde cümle içinde geçen kelimeleri yorum yoluyla yazıp meal etmişlerdir. Fakat kur’an içerisinde bir kere geçen ve benzer bir cümle yapısı içerisinde geçmeyen bir kelime kalmıştır. Halen bu kelime yahudi toplumu içerisinde kullanılmaktadır. Bu kelime sadece Bakara süresinde kullanılan “ HITTA” dır.

Bazı islam alimleri bu kelime kökünün “HAD” dan geldiğini söylemişlerdir. Bu tip kelime yapısı bozumları okunuş sesini etkilemiştir. Noktalama işaretleri ile konuyu çözmeye çalışmışlar fakat tecvitteki okunuş tarzını etkilemiştir. Bir başka örnek ise, Kur’an içerisinde geçen isimlerin anlamları çözülmüş fakat hz. Nuh ismini elmalı Hamdi Yazır bile net bir şekilde anlamlandıramamıştır. Okuyan kişinin çıkardığı harfler esas alınarak yazıya dökülmüş( K, L, M ), daha sonra ise ( Ke, La, M ) olarak harekeler eklenmiştir.

Benim çalışmamda ( Ke ) olarak yazılan harfin ağır okunuşunda “ K” den sonra “e” harfi net duyulduğu için yazılmış fakat “ e “ den önce altta kalan “a” harfi de mevcut olabilir. Bu tanımdır ve illa “a” harfi olmalıydı değil , okunuş yazılı olandan olursa seste mutlak değişim söz konusudur. Halen daha bu konu günümüzde mevcuttur.

Örneğin; Fatiha suresinin son kelimesi“ veleddalin” okunurken, kimi “ veledZalin” kimi “ veledDalin “ olarak okumaktadır. Kelime içindeki “ D “ harfi, okunurken “ z “ harfi altta kaldığı için baskın olan “ D “ harfini direkt kullanmaktadır. İkinci bir örnek verirsek, Fatiha süresindeki, “ maliki “ kelimesidir. Kimi alim kelime kökü için “ mAlik “ demiş, kimi alim ise “ mElik “ demiştir. Bu tanımlardan dolayı Kur’an, mutlak şekilde okunarak yayılmalıdır. İlk hali bulunduğunda yayılması çok kolay olacaktır, çünkü efendimiz zamanında ses kayıt cihazı ve teknolojik gelişim olmadığından bu zafiyete düşülmüştür.

Sayısal ritimde yazılım sağdan sola yaparız ve sağda ilk olan kısımda alt alta ELİF harfleri gelmektedir. İkinci sağ sırada olan harfin alt alta gelen kısmında yeni ayetler oluşmaktadır. ELİF harfi diğer satırlarda da olmaktadır. Diğer sayıların altına gelen harf sistemi de aynıdır . Bu sayısal dizilim sabit olup sürekli bir döngü oluşturmaktadır. Kur’an da cüz ayrımı Osmanlı zamanında olmuştur.

Efendimiz Hz Muhammed okuma yazma bilmediği halde ona okunan ayetleri hemen ezberine almış ve ayetleri okuduğu kişiler de anında ezberlerine alarak Allah’ın yüceliğine boyun büküp biat etmişlerdir. Efendimiz, etrafına 9 ile 10 kişi oturup ona inen ayetleri tecvitle dinlediklerinde anında ezberlemişler ve onlarda başkalarına okuduklarında dinleyenler hemen ezberine almıştır .

28.000 büyük peygamber yanında bilinen peygamber sayısı 124.000 ( yada 224.000) olup, efendimiz Hz Muhammed’in peygamberliği çok çabuk şekilde kabul görüp, gayri Müslimler tarafından onaylanmıştır. Kur’an’da adı geçen peygamberlere ya işkence edilmiş yada eşleri dahi onlara biat etmemişlerdir. Hz. İbrahim ateşe atılmış, Hz. Lut eşi ona inanmamış, Hz. Nuh’un bir oğlu gemi karaya yanaştığı zaman bile inanmamış. Ayrıca hz. İsa ölüyü diriltmiş, hz. Süleyman hayvanlarla konuşmuş, hz. Musa Kızıldenizi geçmiş fakat bilindiği üzere, efendimizin en büyük mucizesi “Kur’an”dır. Diğer kitap sahibi peygamberler için bu kelime hiç kullanılmamıştır. “KUR’AN BİR MUCİZEDİR”. Çünkü dinleyen hemen ezberine almıştır.

Gayri müslimlere gönderilen elçilere, efendimize gönderilmek üzere değerli hediyeler verilerek geri gönderilmiş ve gayri müslimler efendimizin peygamberliğini hemen kabul etmişlerdir. Buraya kadar herkes bu bilgileri bilmektedir. Acaba neden bu kadar kolay kabul görmüştür? Bunun sebebini hiç kimse gerçekte araştırma gereği duymamış yada araştırmak istememiş. Gönderilen elçiler, o ülkenin kralı, din adamı, askerler ve üst seviye insanların olduğu bir odada ağırlanmış.

Elçiler efendimizden dinledikleri ayetleri aynı makamda (güfte) orada okumuşlar ve odada olanların hepsi ayetleri ezberlerine alınca, onlar (!!!) için büyük tehlikenin farkına varmışlar, elçiler alelacele hediyelerle ülkelerine geri gönderilmiş. Kral ve din adamı hariç diğerleri odadan çıkmadan öldürülmüşlerdir. Diğer ülkelerin kral ve din adamları birleşerek bu konu hakkında çözüm aramışlardır. Efendimizin yaşadığı yıllarda din kökenli dünyada savaşlar olmamıştır. Hristiyan ve Yahudi toplumları bu dönemde ortak hareket ederek onlar için tehlikeli olan bu hareketlenme için birleşmişlerdir.

Kur’an’ın bu haliyle korunamayacağını insanların bilinçlerine işleyerek yazılı hale getirmişler. Bu sırada kullanılan harekelerden dolayı tecvitte sesi değişmiştir. Kur’an içerisinde bir harf değişikliği dahi yoktur. Çünkü Kur’an’ın sayısal harf dizimi mevcuttur. Yaptığım hesaplamalarda bunu çözdüm ve kesin olarak harf eksikliği yoktur. Sayısal bir düzene sahip olan Kur’an’da, bilinen ayet sayısından belki binlerce belki de milyonlarca fazla ayet bulunmaktadır.

Hiç bir ayet ve sahih hadiste “ Kur’an kitap olacaktır “ cümlesi geçmez. Bundan dolayı, ne farz ne de sünnettir. Enam suresi 7. Ayet “ (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.”
Efendimiz hz. Muhammed, yaşadığı zamanda kur ‘an bir kitaptır veya kitap olacaktır diye bir cümle kullanmamıştır. Hiç bir sahih hadiste bu konu hakkında bilgi yoktur.

Görüldüğü üzere ayette Kur’an yazılı bir kitap olarak gönderilmemiştir. Yahudiler ve Hristiyanlar yaptıkları sinsi planlarla, etnik ve politik unsurların yardımlarıyla Hz Osman ve Hz Ebubekir efendimizin Kur’an’ı yazılı kitap haline getirtilip, harekeler eklenmesi sağlanarak Kur’an’ın ses frekansını değiştirmişlerdir. Bu şekilde ezbere alınarak hızlı yayılmasını engellemişlerdir. Bu ses frekansı beynimizde zaten var olan Kur’an’a erişmemizi sağlamaktadır.

Bilindiği üzere her doğan çocuk Müslüman olarak doğar. Bunu Hristiyan ve Yahudi toplumları bildiği için vaftiz töreni yaparak çocukların kendi dinlerine geçtiğini belirtirler. Dünyanın yaratılışından sonuna kadarki olan tüm bilgiler insan beyninde gizlenmiştir. Bilimsel bir makalede verilen bilgiye göre bir insanın yaş ortalaması 60 olarak alınmış ve bu 60 yıl içinde gördüğü, duyduğu, tattığı, öğrendiği, yaptığı her şey beyinde bir toplu iğnenin ucunun yüzde bir kadar yer kaplamaktadır. Ağırlık olarak mikrogramlık bir alandan bahsediyorum. Peki ortalama 1,5 kilogram olan beynimizde başka neler var?

Kur’an sureleri Allah’ın zati ve subuti sıfatlarını barındırır. Fatiha suresi insanın Allah’a duasıdır, diğer sureler Allah’ın insanlara dualarına karşılık cevap niteliğinde sözleridir.
Kur’an surelerinin bir çoğunda ses kelimesi geçmektedir. Kur’an bir sestir. Ana konu temelde sesi işlemektir. Bu ses , yıldızların, gezenlerin , evrenlerin yapısal formunu ve durumunu korumaktadır.

Müdessir suresi 30. ayette geçen ” Kur’an da 19 vardır ” cümlesindeki “ 19 “ anahtar sayıdır.
Sahih hadisler içinde bulunan ;” dağlar, taşlar, ırmaklar Allah’ı zikreder ” cümlesine esasen, tecvidli Kehf suresini 19 saniyeye sıkıştırdığımızda akan bir nehir sesi duyabilmekteyiz.

Başka bir sahih hadiste ise Bakara suresi efendimize arı vızıltısı ile geldiği rivayet . Büyük bir zat efendimizin evinin önünden geçerken , evden arı vızıltıları duymuş. Bakara suresi en uzun sure olması esası ile Bakara suresinde “arı” kelimesi bir defa geçmesine rağmen 19 saniyeye sıkıştırıp dinlersek, bir kovan arı sesini rahatlıkla duyabilmekteyiz. Bu örnekler çoğaltılabilir durumdadır . (YouTube da arama kısmına “ Naci Mercan Kur’an da bilinmeyenler” yazıldığında konuyla ilgili bana ait bulunmaktadır.Link :https://www.youtube.com/watch?v=tD_ltkIalWE&t=8s )

Tarihte, Hristiyan ve Yahudi toplumunun en büyük birleşmesi Haçlı seferlerinde yaşanmıştır. Tarih derslerinde, Kudüs’ü ele geçirmek için bu seferlerin yapıldığı yazmaktadır. Tamam bunu şimdilik kabul edelim. Haçlı seferlerine kadar Avrupa, yani Hristiyan ve Yahudi toplumları pisliklerinin içinde boğulan, gelişmemiş ve bitik vaziyettelerdi. Haçlı seferlerinden sonra Rönesans dönemini başlatmışlar ve dünyada çığır açan icatları olmuştur. Burada Haçlı seferlerinin önemi neydi ki bu kadar kısa zamanda uçuşa geçmişlerdi.

Haçlı seferlerinin ana sebebi, İslam âlimlerine ve Kur’an’ı ezbere okuyanları katletmek içindi. Avrupalı zenginlerin parayla kiraladığı şövalyeler, Haçlı ordularının içerisine karışarak İslam ülkelerinde yaşayan alimlerin bilgilerini ve kitaplarını çalarak efendilerine götürmüşlerdir. Cristof Colomp aslında bir zengin tüccardır ve bu şekilde şövalye kiralamıştır. Eline geçirdiği bilgiler sayesinde zaten İslam ülkelerindeki alimler tarafından bilinen Amerika kıtasını keşfetmiştir.

İnsan; duyduğu sesleri ilk önce tersinden duyup beyin sayesinde düz haline getirip anlamaktadır. Namazında niyazında olan bir müslümana ZAMAN kelimesi söylendiği anda aklına NAMAZ kelimesi gelmektedir. ( ZAMAN = NAMAZ ) .Kur’an tecvidi, kendine özgü bir ritme sahiptir. Asım kıraatlı tecvitle okunmuş bir Kur’an, özel bir ses programında ters çevrilip dinlendiği takdirde yeni ayetleri duymak mümkündür. Özellikle az okunup tecvit hatası ve ses deformasyonu kısmen az olan sureler ( Enfal, Rad, Yunus gibi sureler).

İnsan kulağı belli ses aralığındaki sesleri duyar ve insan bilincinin anahtarı olan ses desibeli sabit, kısa aralıklı frekans arasındadır. Bu ses aralığı bulunduğu takdirde, insanın beyninde mevcutta olan Kur’an ile örtüşme yaşarsa bilinç altından açığa çıkarak refleks haline gelir ve her istendiğinde Kur’an ezbere okunur .

Burada bahsettiğim kısa ses aralığının bulunabileceği ve bu konunun nasıl çözüleceğini sanırım buldum. Bu ses aralığı bulunduğunda sadece Kur’an değil, örneğin; tüm İngilizce kelimelerin yer aldığı bir kitap İngilizce okunup bu sistem esası ile yapılacak yeni bir programa aktarılıp bir kişiye dinletildiği takdirde, o kişi ana dili gibi İngilizce konuşmaya başlar. Okullarda öğrencilere öğretilen dersler dahil her alanda bu sistem kişilerin öğrenme hızını artırarak, daha zeki ve başarılı nesil yetişir.

Fransa’da sokaklarda yaşayan 20 li yaşlarda bir genç trafik kazası geçirir. Komadan çıkınca ana dili olan Fransızcayı tamamen unutur ve Portekizce konuşmaya başlar. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu da demek oluyor ki , insan beyninde dünyada bulunan her şeyin mevcut olduğudur. Bu sesi nasıl bulabileceğimi biliyorum. Yaptığım çalışmalarda bunun temel esasını çözdüm ve maddi-manevi desteğe ihtiyacım var.

Yeniden belirtmek isterim ki; bunu çözdüğümüz zaman iki kritik unsur oluşmakta. Bütün Dünya insanları; orijinal yeni tecvitle Kur’an’ı okuyup insanların ezberlemesine yardımcı olan kişiyi (!!!) ya MEHDİ yada DECCAL ilan edebilirler.
Günümüz teknolojisi ile tüm insanlar bir ay gibi zamanda Kur’an’ı ezberler.
Saygılarımla
Naci Mercan
nacimercan228@gmail.com

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,