Enteresan Haber

EN ÇOK OKUNAN TARİH YAZILARI
İÇİMİZDEKİ VATAN HAİNLERİ
TARİHTE KİMDİR KİMLERDİR
BU UTANÇ BİZE YETER
HABER » Dinler TarihiTarih » DEAŞ ın ilham kaynağı Ezrakiler dir » Güncelleme Tarihi: 03 Eylül 2022 21:35

DEAŞ ın ilham kaynağı Ezrakiler dir

DEAŞ ın ilham kaynağı Ezrakiler dir

Hilafete geliş şekli ve Kerbela vahşeti yüzünden Yezid büyük bir muhalefetle karşılaşmış, şiddetin tırmandığı bu dönemde Müslümanlar arasındaki çatışmalar da alevlenmişti. Bu ortamda hariciler arasından çıkan Ezrakiler in DEAŞ ın ilham kaynağı olduğunu söyleyebilir miyiz? Günümüzdeki şiddet eğilimli bazı hareketlerle, mesela DEAŞ la Ezrakiler arasında benzerlikler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kur’an-ı Kerim e yüzeysel vurgu, şiddeti dine dayandırmak, kendileri gibi düşünmeyen kişi ya da grupları tekfir etmek ve yaşama hakkı tanımamak dikkat çeken benzerliklerden.

Hz. Ali nin yönetimine karşı çıkan Harici lerin ilk büyük fırkası Ezrakiler i, DEAŞ ın 13 asır önceki selefi kabul eden görüşler sıkça dillendiriliyor. Kur’an-ı Kerim e yüzeysel vurgu yaparak şiddeti dine dayandırmak ve tutucu fikirlere sahip olmak gibi benzerlikler üzerinden yapılan DEAŞ – Ezrakiler karşılaştırması gerçeği ne ölçüde yansıtıyor? Cevap için İslam tarihine bakmakta fayda var.

Muaviye nin ardından halife olan Yezid in iktidar döneminde (Eylül 683-Ağustos 684) fikir ayrılıkları ve muhalefetin yükselmesiyle sancılı gelişmeler yaşandı. Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin da katliama maruz kalmalarıyla Emevîler e karşı ciddi bir muhalefet oluşmuştu. Ayrıca Yezid in barışı bozup muhaliflere yaşama hakkı tanımaması dolayısıyla genel gidişattan memnun olmayanların sayısı azımsanmayacak ölçüde artmıştı.

Medine de Abdullah b. Hanzale ve taraftarları önde gelen muhaliflerdendi. Yezid i eleştirip kafaları karıştırdıkları gerekçesiyle Medine valisi tarafından Şam a gönderildiler. Abdullah burada Yezid in iltifatı ve hediyelerle karşılanmış olmasına rağmen Medine ye döndükten sonra eleştirilerinin dozunu daha da arttırdı. Bir süre sonra da halktan biat almaya başladı. Aynı dönemde Mekke de bulunan Abdullah b. Zübeyr de Yezid in şahsında Emevîler e yönelik ağır eleştirilerde bulunuyordu.

Yezid, Abdullah b. Hanzale ye karşı Müslim b. Ukbe el-Mürrî komutasında bir ordu gönderdi. Ordu Medine’yi itaat altına aldıktan sonra Mekke ye yönelecek ve Abdullah b. Zübeyr i etkisiz hâle getirecekti. Şam ordusu Medine de volkanik taşlarla kaplı Harre bölgesinde Abdullah b. Hanzale nin kuvvetleriyle karşılaştı.

Abdullah ve taraftarlarının ölümüyle sonuçlanan savaşın ardından Şam ordusu Medine yi itaat altına aldı. Oldukça yaşlı ve hasta olan komutan Müslim, ordunun Mekke ye ilerleyişi sırasında vefat edince Yezid in emri doğrultusunda komutayı üstlenen Husayn b. Nümeyr kısa sürede Mekke’yi kuşattı.

Bu dönemde Irak valisi Ubeydullah b. Ziyad ın yoğun baskısı altındaki Hariciler, Yezidin ordusuna karşı Abdullah b. Zübeyr i desteklemeye karar verdiler. İki taraf arasındaki görüşmeleri Nâfi b. el-Ezrak yürüttü. Başlangıçta Haricîlerin Abdullah b. Zübeyr hakkındaki kanaatleri pek de olumlu değildi. Cemel Savaşı’nda Hz. Ali ye karşı savaştığı için onlara göre meşru halifeyle savaşan bir günahkardı. Ancak yine de Emeviler e karşı onu destekleme kararlarından vazgeçmediler.

Mekke kuşatması devam ederken Şam dan beklenmedik bir haber geldi. Yezid vefat etmişti, bunun üzerine Mekke deki Emevi ordusuna komuta eden Husayn, destek olmak üzere Abdullah b. Zübeyr i Şam a götürmek istediyse de o bu teklifi kabul etmedi. Şam ordusu kuşatmayı sonlandırıp Mekke’den ayrılırken Hariciler yeni gelişmeler karşısında nasıl hareket edeceklerini tartışıyorlardı. Sonunda Abdullah a destek vermelerinin onun tutumuna bağlı olduğu hususunda uzlaştılar ve kanaatini öğrenmek üzere kendisiyle görüşmeye karar verdiler.

“Seninle birlikte savaştık. Ancak bizden olup olmadığını öğrenmek için görüşlerini sorgulamadık. Osman hakkındaki görüşünü bize söyle” sözleri üzerine Abdullah b. Zübeyr in etrafına bakındı. Adamlarının az olduğunu görünce de, “Yanıma gelip beni bulduğunuz şu anda namaz kılmak üzere ayağa kalkmış durumdayım. Sorduğunuz hususta size bilgi vermem için yatsıya kadar bekleyin” diye karşılık vermişti.

Haricîler ayrıldıktan sonra Abdullah b. Zübeyr arkadaşlarının silahlanıp yanına gelmelerini istedi. Hariciler geri geldiklerinde adamlarının silahlı olarak Abdullah ın etrafında beklediklerini gördüler. Hz. Osman hakkındaki görüşlerini dile getirerek Abdullah b. Zübeyr i bunları kabule davet ettilerse de kat’i red cevabı üzerine Mekke den ayrıldılar. Bir kısmı Yemame ye giderken önemli bir kısmı Basra yı tercih etti. Bu karar sonraki yıllarda Hariciler içinde bölünmelere ve farklı grupların tezahürüne yol açacaktı.

Mezhep içi bölünmeler

Yemame ye gidenler Necde b. Amir e biat ettiler. Buradaki hâkimiyet alanını genişleten Necde bir süre sonra arkadaşlarıyla aralarında çıkan ihtilaflar sebebiyle öldürüldü (691). Basra’ya giden Hariciler arasında da bazı hususlarda fikir ayrılıkları baş gösterdi.

Bunlardan biri kendileriyle aynı görüşleri paylaşmayan Müslüman ların durumuydu. Bunlar müşrik ya da kâfir olarak mı nitelenecekler, yoksa Müslüman olarak mı görüleceklerdi? Nafi b. Ezrak diğerlerinden daha sert bir tutuma sahipti. Haricîlerin, “Hüküm ancak Allah ındır” şeklindeki sloganları çerçevesinde devlet yönetiminin Kur’an’a dayanması gerektiğini savunuyordu. Bu yüzden Kur’an’a muhalif olduğunu iddia ettiği herhangi bir icraatı ya da görüşü tekfir sebebi saydı.

Cihadın her Müslümana farz olduğunu söyleyerek kendi görüşlerini paylaşmayanlara karşı cihad ilan ediyordu. Harici olup da ortamın cihad için uygun olmadığını düşünenleri de tekfir ederek diğerleriyle aynı kategoride değerlendirmekten geri kalmadı. Bir Müslüman cihad etmesi gerekirken oturamazdı.

Öte yandan kendileri için “Harici” tabirinin kullanılmasına karşı çıkan, bu ismin Nafi ve taraftarları için kullanılması gerektiğini savunan Abdullah b. İbâz ve arkadaşları, kendileri gibi düşünmeyen Müslümanların İslama girmeyen kâfirlerle aynı kategoride değerlendirilemeyeceğini söyleyerek küfrü ikiye ayırıyorlardı.

Birincisine “küfr-ü millet” diyerek İslam dışında bir dine mensup olanlar için kullandılar. Müslüman olup da kendileriyle aynı görüşte olmayanların ise “küfr-ü nimet” içinde olduklarını söylediler. Bu “fasık” kavramının karşılığıydı.

Nâfi müşriklerle aynı kategoride gördüğü diğer Müslümanları öldürmek, çocuklarını ve kadınlarını esir etmek gerektiği kanaatindeydi. Kendileriyle aynı görüşte olmayanlarla oturulmaz, onların şahitlikleri kabul edilmez, kestikleri yenmez, onlarla evlenilmezdi, mirasları da haramdı.

Aynı şekilde kaade ehlini (oturup cihada katılmayanları) öldürmek de caizdi. Bu arada kendisi gibi düşünmeyen Müslüman lara yaşama hakkı tanımazken, zimmet ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlara dokunmamıştı. Nafi nin yaklaşımında ne denli tutucu olduğunu anlamak için kendisiyle hemfikir olmayan babasının cenaze namazını bile kılmadığı yönündeki rivayet yeterlidir sanırım.

Mekke de bir dönem derslerine devam ettiği Abdullah b. Abbas a Kur’an’dan bazı kelimelerle ilgili sorduğu sorular kaynaklarda mevcuttur.

Basra ya gittikten sonra etrafına topladığı takipçileriyle Emeviler e isyan etti. Gittiği yerlerde terör estiren Nafi nin kısa süre sonra bir çatışmada öldürüldüğünü biliyoruz (685). Yeni lider seçilen Abdullah b. Mâhûz da çatışmalar sırasında öldürülünce yerine kardeşi Ubeydullah b. Mâhûz getirildi. Onun da öldürülmesi üzerine Ezrakiler in başına diğer kardeşleri Zübeyr b. Mâhûz, ardından Katari b. el-Fücae (697) geldi. Şairliği ve hatipliğiyle tanınan Katarî nin öldürülmesinden sonra Ezrakiler bir daha toparlanamadılar.

Nasıl taraftar buldular?

Yezid in oğlu II. Muaviye nin halifelikten feragat etmesi Şam da bir yönetim krizine sebep olmuştu. Bu süreçte birçok eyaletin Abdullah b. Zübeyr’e itaat ettiği bilinir. Nafi ve arkadaşlarının faaliyet gösterdikleri Irak ve İran da onun yönetimindeydi. Haricîlerin faaliyetleri sebebiyle ciddi güvenlik problemlerinin baş gösterdiği bu topraklarda yolların güvenliği sağlanamadığından ticaret de felce uğramıştı.

Basralı lar güvenliğin tesisi için bir komutan görevlendirmeye karar vererek Mühelleb b. Ebi Sufre ile görüştüler. Mühelleb, ordusunu teçhiz etmek ve hizmetinin karşılığını almak üzere yüklü miktarda para talebi kabul edilince hemen bir ordu kurarak Hariciler le mücadeleye başladı. Hareket kabiliyeti yüksek olan Harici lerin süvari birliklerine karşı riskleri azaltacak bir strateji geliştirdi. Abdullah b. Zübeyr Irak bölgesine hakim olunca mücadeleyi onun adına yürütmeye devam etti. Abdullah ın Emevîler tarafından öldürülmesinden sonra da Emeviler adına hareket etti.

Mühelleb in komuta ettiği ordu daha donanımlı olduğu halde hareket kabiliyeti yüksek küçük süvari birlikleriyle savaşan Ezraki lere karşı zafer elde etmek kolay olmuyordu. Nitekim Mühelleb, Emeviler döneminde Irak Valisi olan Haccac b. Yusuf es-Sekafi nin işi bilerek geciktirdiği yönündeki eleştirilerine muhatap olmaktan kurtulamadı. Ancak Harici sorununu kalıcı şekilde çözmek için sabırlı olmak ve karşı tarafın açıklarını bulmak gerektiği kanaatindeydi. Ayrıca askerlerini riske atmamak da önemliydi.

Ezrakiler halkı katlederken, kadın ve çocukları da köle yaptılar

Ezrakiler geçtikleri yerlerde halkı katletmekten geri durmuyor, mallarına el koyup esir ettikleri kadın, erkek ve çocukları köleleştiriyorlardı. Yaklaşık 15 yıl kadar yöneticileri meşgul eden Ezrakiler Kur’an’ı Kerim’i bağlamını dikkate almadan, yüzeysel bir bakış açısıyla ve sadece zahiri anlamını merkeze alarak yorumladılar.

Nafi ve arkadaşlarının en önemli özelliği dışlayıcı olmalarıydı. Kendilerinden farklı görüşlere sahip insanları kolaylıkla tekfir edebiliyorlar, Hz. Peygamber in uygulamalarını ve onun döneminin şartlarını dikkate almadan, kendi anlayışlarının ilahî kasıt olduğunu ileri sürüyorlardı.

Taraftar bulmalarının en önemli sebebi, devlet otoritesinin zayıflamasıyla bölgede büyük bir kaosun yaşanmasıydı. Böylece şiddet eğilimli olanlardan ya da çıkar peşindekilerden katılım sağlanabilmişti. Ayrıca yoğun şekilde Kur’an okumaları da yeterli dinî donanıma sahip olmayanları etkileyebiliyordu.

Ezrakiler e katılanlar arasında alimlerin bulunmaması ve taraftarlarının çoğunlukla mevcut düzen yüzünden mağduriyet yaşamış kimselerden olması da dikkate değer.

Başta da belirttiğimiz gibi günümüzdeki şiddet eğilimli bazı hareketlerle, mesela DEAŞ la Ezrakiler arasında benzerlikler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kur’an-ı Kerim’e yüzeysel vurgu, şiddeti dine dayandırmak, kendileri gibi düşünmeyen kişi ya da grupları tekfir etmek ve yaşama hakkı tanımamak dikkat çeken benzerliklerden. Bu tür oluşumlar halk desteği almadıkları halde şiddet ve baskıyla insanları sindirebilirler. Ezrakiler in zimmilere gösterdikleri hoşgörüyü Müslümanlar dan sakındıklarını biliyoruz. Günümüzdeki benzer hareketlerin de tahrip edici enerjilerini Müslüman lara karşı kullandıkları malum.

İki grup arasında hiç fark olmadığı iddiası ise tarihi gerçeklikle örtüşmez. Bugünkü şiddet hareketlerinin hadis literatürünü daha fazla dikkate almaları ve muhtemelen uluslararası bazı ilişkilerin parçası olmaları farklılıklar arasında zikredilebilir. İslam tarihindeki radikal oluşumlar ile modern dünyada varlık gösteren örgütler arasında karşılaştırma yaparken ilmi perspektiften uzaklaşmamak için benzerlikler kadar farklılıkları da göz önünde bulundurmak gerekir.

BU YAZILARIDA BEĞENEREK OKUYACAKSINIZ
Emevi dini nedir ? Nasıl kuruldu ? Ne yapmıştır ?
Müslamanları Şii ve Sünni olarak ikiye ayrılmasına neden olan olay: Kerbela Olayı
Halifeliği üç yıl sürdü ama zulmü asırları aştı ! Yezid‘in ölüm rivayetleri ! Yezid nasıl öldü
Komünizm’in ataları olarak bilinen Karmatiler kimdir, kimlerdir? İslamı nasıl kana buladılar?
Arapların Türklere yaptığı katliamlar ve ihanetler
Talas Savaşı nedir? Talas Savaşı’nın tarihçesi, nedeni, önemi sonuçları

BİZİ MEDYADAN TAKİP EDİN
Bizi TWİTTER‘da takip etmek için tıklayın:@HaberEnteresan
Bizi FACEBOOK‘ta takip etmek için tıklayın:Enteresan Haber
Bizi İNSTAGRAM‘da takip etmek için tıklayın:enteresanhaberci

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

BİZE YAPILANLARI SİZ UNUTTUNUZ BİZ UNUTMADIK
SON EKLENEN TARİH YAZILARI