Enteresan Haber

EN ÇOK OKUNAN TARİH YAZILARI
İÇİMİZDEKİ VATAN HAİNLERİ
Ata’nın kefenine konmayan dua
HABER » Tarih » Ata’nın kefenine konmayan dua » Güncelleme Tarihi: 16 Mart 2022 4:42

Ata’nın kefenine konmayan dua

Yer Kurtuluş Savaşı döneminde cuma namazlarının kılındığı Namazgah Tepesi’nde bulunan Ankara Etnografya Müzesi. İstanbul’dan getirilen Atatürk’ün naaşı, 21 Kasım 1938’de mermer lahidin üzerine kondu. Türk Bayrağı’na sarılı tabut, bu lahdin üzerinde 31 Mart 1939’a kadar kaldı ve ziyaretlerden sonra lahdin altındaki oda biçimindeki kabre indirildi. Büyük bir anıtmezar yapılana kadar geçici mezar artık bu lahit olacaktı…

Ve o gün geldi. Atatürk’ün ebedi istirahatgahına kavuşacağı Anıtkabir hazırdı… Tarih: 9 Kasım 1953.
Atatürk’ün naaşının bozulmaması için 15 yıl önce “tahnit” denilen işlem uygulanmıştı. Naaşa, şırıngayla özel bir formül enjekte edilmiş; ve üzerine iki küçük ilaç şişesi Atatürk’ün koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bunun sebebi İslam’a göre, defin için naaşın korunması şarttı.

O gün naaşın bulunduğu tabut açılacak, tahnit bozulacak ve beyaz kefenlere sarılacak; ve sonra Anıtkabir’e götürülecekti. Lahdin başında bulunan Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, eski Meclis Başkanı Abdülhalik Renda heyecan içindeydi. Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan da oradaydı.

Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsü Başkanı patolog Prof. Dr. Kâmile Mutlu “başlayın” talimatını verdi. Önce mermer lahit söküldü; ve tabut çıkarıldı. Menderes, Makbule Hanım’ı tabutun yanına götürdü. Makbule Hanım başını tabuta dayadı, sessizce ağladı.

Tabutun vidaları sökülmeye başlandı. Soluklar tutuldu. Atatürk’ün naaşı bozulmuş muydu? Menderes’in yüzü sapsarıydı, dayanamadı odanın köşesine çekildi.

Tabut açıldı, içinde madeni sanduka vardı. Sandukada gaz birikmiş olma olasılığı düşünülerek, bir burguyla delik açıldı, gaz ya da koku çıkmadı. Sanduka, koruma solüsyonuyla ıslatılmış tahta talaş doluydu. Atatürk’ün sarıldığı beyaz kefen açılmaya başlandı. 15 yıl sonra ilk kez Atatürk’ün yüzü görülecekti…

Bize kızar, darılır!
Halk arasında, “naaş çürüyüp bozulmuş” gibi söylentiler dolaşmaktaydı.
Oysa yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca, Atatürk’ün canlı gibi duran yüzü ortaya çıktı. Hiç bozulmamıştı. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyuyor gibiydi.
blank

Odadaki herkes Atatürk’ü tek tek gördükten sonra en sona kalan 72 yaşındaki Abdülhalik Renda, tabutun yanına yığıldı kaldı, bayılmıştı. Salonda tek duyulan hıçkırık sesleriydi.

Naaş tekrar solüsyonla ıslatıldı, Atatürk’ün başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı.
Tam o sırada…
Bir komiser, adli tıp görevlisi Doç. Dr. Cahit Özen’in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kağıdı gösterdi ve şöyle dedi:
– “Bu kağıdı Atatürk’ün hemşiresi Makbule Hanım gönderdi. Kefenin içine, Atatürk’ün göğsü üstüne konmasını istiyor.”

(İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı kurucusu, Adli Tıp Kurumu Başkanı) Doç. Dr. Özen kağıda göz attı. Kağıtta eski Türkçe bir şeyler yazılıydı.
– “Böyle bir kağıdı kabul etmez. Bize kızar, darılır” dedi. Komiser kağıdı katlayıp, cebine koydu ve uzaklaştı…

Tüm işlemler bittikten sonra, salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan besmele çekerek naaşı yeni tabuta yerleştirdi. Peki…
Makbule Atadan’ın gönderdiği kağıtta ne yazılıydı?
Bu bir “Ahitname Duası” idi!
Cennet’in kapısını açtığına inanılır…
blank

Asıl sebebi
Ölünün alnına veya göğsüne konulan Ahitname Duası’nın, Melamiler ve Bektaşilerde çok önemli bir yeri vardır.
Diğer tarikatlar, kutsal/ mukaddes kelimelerin/ kelime-i tevhidin, kabir içinde kalıp bilâhare çiğnenmesine veya cenazeden akacak sıvılarla kirlenmesine karşı çıkıp bu geleneği reddeder. (Vasiyeti gereği Ahitname Duası II. Abdülhamit’in göğsüne konmuştur.)

Makbule Hanım, Ahitname Duası’nı ağabeyinin göğsüne neden koydurmak istedi?
Hep bir tartışma konusudur: Atatürk miydi; Melami miydi?
Kimi… Baba tarafının aile köklerine girip bir iddia ortaya atar.
Kimi… Anne tarafının aile köklerine girip bir iddia ortaya atar.
Kimi… Atatürk’ün Melamilerle ilişkisinden yola çıkarak bir iddia ortaya atar.
Kimi… Atatürk’ün Bektaşilere nasıl arka çıktığından yola çıkarak bir iddia ortaya atar.
Neler neler yazılıp söylenmez ki.

Örneğin Melamilere göre, Atatürk’ün mezarı klasik İslam sanatına uygun değildi, Melami ehline uygun bir mezardı! Çünkü, Anıtkabir’deki naaşta, baş ve ayak taşı ile isim yoktu!
Esas amacımız, Atatürk’ün dinsel inanışı değil, Ahitname Duası’nın neden konmadığıdır!
İsmet İnönü’nün günlüğü “Defterler” inde;
3 Kasım 1953’te Erdal’ın yedek subaylığına başladığını yazmıştı.
9 ve 10 Kasım’a ait, yani Atatürk’ün Anıtkabir’e defnedilmesine dair tek cümle yoktu!
Günlüğündeki bir sonraki notunun tarihi 13 Kasım idi!
İnönü’ye göre, Atatürk’ün Anıtkabir’e defni pek önemli olmayan bir olay mıydı?

Şunu demek istiyoruz;
Atatürk’ü kimler ne zaman “putlaştırdı?”
Atatürk’ü kimler ne zaman “gardroba” soktu!
Bilinenin aksine… CHP değil, Demokrat Parti’dir bunu yapan. Bayar-Menderes ikilisi, İnönü’ye karşı Atatürk’ü yanlarına almak için onu tabulaştırdı. “İnsan Atatürk” ü öldürdüler.
DP döneminde Atatürk, şehir meydanlarını süsleyen taştan heykele dönüştürüldü!
İşte… Bu anlayış nedeniyle DP dönemi bürokratı Makbule Atadan’ın gönderdiği Ahitname’yi geri çevirdi!

Bizi TWİTTER‘da takip etmek için tıklayın:@HaberEnteresan
Bizi FACEBOOK‘ta takip etmek için tıklayın:Enteresan Haber
Bizi İNSTAGRAM‘da takip etmek için tıklayın:enteresanhaberci

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

BİZE YAPILANLARI SİZ UNUTTUNUZ BİZ UNUTMADIK
SON EKLENEN TARİH YAZILARI